ana sayfa

Allah cc

Forum

site haritası

naatlar

video naat

D.Ali Erzincanlı

siyonizm

Peygamberimiz

iletişim


naatlar.tr.gg | Tr.Gg, Naat, Namaz, - hz.mehdi 1
 

Ana Sayfa
site haritası
ALLAH
Peygamberimiz
naatlar
naat
yahudiler
Abdest
Adab-ı Muaşeret
Başarı Allah’tandır
bediüzzaman said nursi
Ziyaretçi defteri
cennet
cehennem
cinler
Çanakkale
dini resim
dursun ali erzincanlı
Nihat hatipoğlu
Arif Nihat Asya
video naat
10 sey ruha eziyet verir
şeytanın en tatlı sözleri
İslam Tarihi
risale-i nur
ilahi
kıyamet alametleri
beklenen Mehdi ve Risale-İ Nur
hz.mehdi
=> hz.mehdi 1
=> hz.mehdi 2
=> Hz.Mehdi 3
Hz.İsa gelecek
sözler ve hadisler
hz.Mevlana
melekler
şeytan
32 ve 54 farz
Reenkarnasyon yoktur
Ebu Talib’in diriltilmesi
deprem ve Günah ilişkisi
Nazar haktır
İntihar etmek
sigara içmek haram mı?
Şeytanla bir âlimin münazarası
İblisin meleklere sorduğu sualler
Kalbe gelen düşünceler
Namazdan sonraki vesvese
İman ve vesvese
İbni Sina
İdarecilik
dualar
oruç ve zekat
Osmanlı sultanlarında ehl-i beyt sevgisi
İkinci Abdülhamid Han
Fatih Sultan Mehmed Han
Osman Gazi
Sehitler
kütüphanem
Namaz
Mübarek gün ve Geceler
kıssadan hisse
hurafeler
makaleler
şeytanın hileleri
tartışmalı kitap
evlilik kadermi
ashab-ı kiram kimdir
peygamber efendimizin mucizeleri
şeytanın kalbe giriş yolları
göklerle yerin birbirinden ayrılması
müslüman nedir
tevhid
sabah namazının önemi
küfür
cennetin süslendiği ay
ramazan bayramı
mezhepler
Anne Babaya Saygı
Fravunun 3000 yıllık ceseti
Abdest Duaları
Bunları Biliyor muydunuz
Cahiliye Dönemi
Uhud Savaşı
Namaz Kılıyor Musunuz
Haset
Namazda Yaptığımız Hatalar
Mü'minlerin Özellikleri
Karz-ı Hasen
İslamiyete Göre Anneler
Taharet
İtikâdi Konular
Hz. Adem'in çocukları nasıl çoğaldı
Cennette kadınlara huri verilecek mi
Yecüc ve Mecüc
Tesettür farzdır
peygamberlerkodu
Veysel Karani
cinsellik
şifalı bitkiler
Abdülkadir Geylani
Hz. Fatıma-ı Zehra'nın Kutlu Doğumu
Seyyid Kutub
Süleyman Hilmi Tunahan
nefsin mertebeleri
ölüm
nefis
simya
çanakkale şehitlerine
4 büyük halife
iman esasları
cihad
gençlik
makale ekle
google8fa0fb5c7bd2311bl
siyonizm
israil
kitaplar
nazi almanyası
amerika ve yahudiler
mason ve yahudi amerika baskanlari
Türkiyede gizli yahudiler
gerçekler
komünizm
faşizm
dinimiz islam
hz.ks.as.sas.ra gibi kelimelerin anlamları
dini bilgi
radio 15
tr.gg
istatistik
toplist
ruya tabirleri
islam-kutuphanesi
super-teklif
ara
gg
Dursun Ali Erzincanlı Kırk Yaşındasın Dinle

- 1 -

MEHDİ'NİN SON ÇIKIŞ ALAMETİ

Mehdi hapsedilecek ve bu sebeple insanların gözünden uzun bir süre kaybolacaktır. Bu onun çıkışındaki EN BÜYÜK ve SON alamet olacaktır.

 

Ebi Abdullah Hüseyin bin Ali'den rivayet edildi:
MEHDİ 2 KEZ İNSANLARIN GÖZÜNDEN KAYBOLACAKTIR.
Bir seferinde o kadar uzun bir zaman görülmeyecek ki, kimisi onun öldüğünü, kimisi de bırakıp gittiğini zannedecek...

 

Bu hadis, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcuttur. 

Bu hadis ile, Mehdi'nin 2 kez insanlardan ayrı kalacağı bildirilmiştir. Yani insanların gözünden uzak bir konumda olacaktır. Bu kaybolmaların birincisi kısa, ikincisi ise daha uzun olacaktır.

 

AL-İ MUHAMMED'İN KAİM'İNİN (HZ. MEHDİ'NİN) İKİ GAYBETİ (HAPİS DÖNEMİ) VARDIR. BİRİSİ DİĞERİNDEN DAHA UZUNDUR...
(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 199)

 

 

"Bu kıyamın sahibinin (Hz. Mehdinin) iki gaybeti vardır. BİR GAYBETİ (hapiste kaldığı dönem) O KADAR UZAYACAK Kİ şöyle diyecekler: Öldü. Bazıları diyecek ki: Öldürüldü. Bazıları diyecek ki: Gitti...
(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 198)

 

Mehdi'nin gaybetleri muhteliftir. İlk gaybetinde insanlara zaman zaman görünecek, zaman zaman kaybolacak, birinci gaybeti böyle devam edecektir. Muhtemelen bu çeşitli tutukluluk halleri şeklinde olacaktır. İkinci gaybeti ise uzunca ve kesintisiz olacaktır. Bu da uzun bir mahkumiyete ve sürgüne işaret etmektedir.

 

"Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır Aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Bu GAYBETİN (Mehdi'nin) sahibinde dört peygamberin sünneti vardır:... Dedim ki: "Hz. Yusuf'un sünneti nedir?" Buyurdu ki: "Zindan ve gaybet."...
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 190)

 

Bu rivayette mahkumiyete açıkça işaret edilmektedir.


 

Benim Ehl-i Beytim (Peygamber Efendimiz (sav)'in Hz. Mehdi dahil tüm torunları) muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve SÜRGÜNE uğrayacaktır
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 14) (Kütüb-ü Sitte Muhtasarı, c.17, s. 556)

 

Bu rivayette de açıkça sürgüne işaret edilmektedir.

Allah bir ayetinde bu durumu şöyle bildirir:

Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya SÜRGÜN ETMEK amacıyla, tuzak kuruyorlardı... (Enfal Suresi, 30)

Ahir zamanda İslam ahlakının insanlar arasında yaygınlaşması için mücadele eden Mehdi'nin, böyle bir görev üstlenmişken kendi isteğiyle insanlardan ayrılmayacağı açıktır. Dolayısıyla Mehdi'nin insanlardan uzak kalmasının, kendi iradesi dışında zorla hapsedilmesiyle gerçekleşeceği anlaşılmaktadır.

Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi'ye bu yüzden "GAİB", yani "kaybolan, hapsedilen, hapsedilmek suretiyle insanların gözünden kaybolan" demiştir. Bu yüzden Hz. Mehdi'nin lakabı ve isimlerinden biri "GAİB" dir.

Kuran'daki Yusuf Suresi'nde de Hz. Mehdi'nin bu kayboluşuna işaret edilmektedir. Yusuf aleyhisselam da Mehdi gibi, biri kısa diğeri uzun süre iki defa insanların gözünden kaybolmuştur. Birincide, Yusuf (a.s.) kuyuya bırakılmış, kısa bir süre sonra oradan geçen kafile onu oradan çıkarmış, ikincide ise haksız yere zindana atılmış, uzun bir müddet orada kalmıştır. Fakat sonradan masumluğu anlaşılarak, zindandan da çıkartılmıştır.

Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, Biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin."
(Yusuf Suresi, 15)

Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, MUTLAKA ONU BELLİ BİR VAKTE KADAR ZİNDANA ATMAK (GÖRÜŞÜ) AĞIR BASTI. (Yusuf Suresi, 35)



 

... Belalar çoğalacak, halkı öyle ölüm ve katliamlar saracak ki Allah'ın ve Resulullah'ın haremine sığınacaklar. İşte sadece o zamanda (Hz. Mehdi) zuhur edecektir.

(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 199)

 

 


- 2 -

MEHDİ'NİN KAYBOLUŞUNDA (HAPİS DÖNEMİNDE) İNSANLARIN DURUMU

Hadislerde Hz. Mehdi'nin ikinci kayboluşu (hapis dönemi) sırasında İslam toplumunun içinde bulunacağı durum detaylı olarak tarif edilmektedir. Bu dönemde Müslümanlar çok büyük zorluklarla karşılaşacak; saldırılar, katliamlar ve belalar insanların İslam ahlakına yönelmelerine vesile olacaktır.


 

... Belalar çoğalacak, halkı öyle ölüm ve katliamlar saracak ki Allah'ın ve Resulullah'ın haremine sığınacaklar. İşte sadece o zamanda (Hz. Mehdi) zuhur edecektir.

(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 199)

 

 


Bir diğer hadiste ise Hz. Mehdi'nin ikinci kayboluşu sırasında Müslümanların çok büyük zorluklarla karşılaşacakları, ancak tüm bu zorluklara rağmen, dinlerini büyük bir şevk ve coşkuyla yaşayacakları, hiçbir zorluğun onları dinlerini yaşamaktan alıkoymayacağına işaret edilmektedir:


 

"Bu işin sahibi (Hz. Mehdi) gaybete (hapis dönemi) çekilecektir. O zamanda dine sarılmak isteyen, tıpkı elindeki dikenli dalı dikenlerine aldırış etmeden eliyle onu çekerek koparmak isteyen gibidir."

(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 196)

 

Hz. Mehdi'nin gaybet (hapis) döneminde insanların bu mübarek şahsın ilminden, imanından ve tebliğinden istifade etmeye devam edeceklerine hadiste şu şekilde dikkat çekilmektedir:


 

Hz. Peygamber Efendimiz'e (sav) "Gaybet (hapis) döneminde Hz. Mehdi'nin varlığının ne gibi faydası olacaktır" şeklinde yöneltilen bir soruya şöyle cevap verdiler:
"Beni peygamber olarak gönderen Allah'a andolsun ki, İNSANLAR GAYBET (HAPİS) DÖNEMİNDE, BULUTLARIN ARKASINDA KALAN GÜNEŞTEN FAYDALANDIKLARI GİBİ ONDAN FAYDALANIRLAR." ."

(İhticac, s.263; Biharu"l-Envar, c.52, s.92.)

 

 


- 3 -

MEHDİ'NİN KAYBOLUŞUNDA (HAPİS DÖNEMİNDE) TALEBELERİNİN DURUMU

Hadislerde Hz. Mehdi'nin ikinci kez kayboluşu (hapis dönemi) boyunca bu kutlu şahsın talebelerinin karşılaşacağı zorluklardan da bahsedilmektedir. Bu dönemde kalplerinde hastalık olanlar, zayıf imana sahip olanlar, imansız olanlar ortaya çıkacak, bu temiz topluluktan ayrılacaklardır. Tarih boyunca iman zaafı içinde olan kişiler her zaman için bu gibi zorluk anlarında ortaya çıkmışlar ve mümin topluluklarını bırakarak kaçmışlardır. Söz konusu aşağılık kişilikteki insanlar demirden pasın yokolması gibi Hz. Mehdi'nin topluluğunu da temizlerler. Bu konuyla ilgili hadislerden bazıları şu şekildedir:


 

"... Onun (Hz. Mehdi'nin) gaybet dönemi (hapis dönemi) olacaktır. Bu dönemde ümmetten birçoğu dalâlete düşecektir (hak yoldan sapacaktır)..." 
(Uyun'ül-Ahbar, c. 1, s. 287; Bihar'ul-Envar, c. 51, s. 72)

 



 

 "Onun (Hz. Mehdi'nin) uzun bir gaybeti (hapis dönemi) olacaktır ki, bir takım insanlar bu dönemde imanlarını kaybedecek...
(Kifayet'ül Eser, İlzam-ün Nasib, c.1, s. 98)

 

Allah Kuran'da münafıkların ve kalplerinde hastalık bulunanların durumunu şöyle bildirir:

Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında  (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı. Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı. (Ahzap Suresi, 10-12)

İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı  ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlarlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır.
(Bakara Suresi, 8-10)

Kalplerinde hastalık olanlar Hz. Mehdi'nin temiz cemaatinin içinden ayrılırken, Hz. Mehdi'nin sadık talebelerinin imanları daha da güçlenecek, sadakatle Allah'ın dinine daha da sarılacaklardır.


 

(Hz. Mehdi'nin) Bir gaybeti (hapiste kaldığı dönem) o kadar uzayacak ki şöyle diyecekler: "Öldü." Bazıları diyecek ki: "Öldürüldü." Bazıları diyecek ki: "Gitti." Onun (Hz. Mehdi'nin) EMRİNİ KABULLENEN ASHABINDAN (talebelerinden) ÇOK AZI GERİDE (SAĞLAM) KALACAKTIR.
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 198)

 



 

"Onun (Hz. Mehdi'nin) uzun bir gaybeti (hapis dönemi) olacaktır ki, birtakım insanlar bu dönemde imanlarını kaybedecek... DİĞER BİR GRUBU İSE (TALEBELERİ) İMANLARINI KORUYACAKLARDIR..."
(Kifayet'ül Eser, İlzam-ün Nasib, c.1, s. 98)

 


HZ. MEHDİ'NİN TALEBELERİNİN BAZI ÖZELLİKLERİ:

ALLAH'IN HAS KULLARIDIR.
(Kıyamet Alametleri)

Onların kalbleri demir gibidir ve onlar gündüz aslan gece de abiddirler.
(Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, 57)

Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır. 
(Ramuz el-Ehadis, 1/153)

Allah yolunda hiçbir  kınayanın kınamasından korkmayan seçkin müslümanlardır.
(Sünen-i Ibni Mace, 10/259)

(Mehdi'nin) dostları yiğit, şecaatli, salih, imanlı kişilerdir, ona itaatte gayretlidirler. Nereye ve hangi işe yönelseler mutlaka zafere ulaşırlar... (Bihar'ul-Envar, c.52, s.279 ve c.53, s.12 İkmal'ud- Din, c.2, s.367)

MEHDİ'NİN TALEBELERİ SAYICA AZ, ANCAK MANEN BİR ORDU KADAR KUVVETLİ OLACAKLARDIR


 

Bu (Mehdi'nin) vazife(si)nin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd (dayanışma) sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir (öğrencilerdir). Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. (Emirdağ Lahikası, 259)

 

Bediüzaman Said Nursi, Mehdi'nin talebelerinin sayılarının az olacağını ancak bu kişilerin her birinin manen çok güçlü olacaklarını belirtmiştir. Peygamberimiz (sav) de hadislerinde Mehdi cemaatinin bu önemli özelliğini şöyle haber vermiştir:


 

Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Bedir savaşındaki askerler gibi 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacak. Çünkü bu 313 kişi gece abid (çok ibadet eden kimse) gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar. (Kıyamet Alametleri, s. 169)

Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57-68)

Hz. Mehdi'ye aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

 

 

Hadislerde Mehdi'nin talebeleri "onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz aslan gece abid (kul, köle gibi ibadet eden kimseler) gibidirlerler", "kahraman niteliği taşımaktadırlar" ve "onlar her zalime galip gelirler" sözleriyle tanımlanmışlardır. Bu durum, onların Allah (cc)'a çok bağlı, samimi iman sahibi kimseler olmalarından kaynaklanmaktadır. BU GÜÇLÜ İMANLARINDAN DOLAYI MEHDİ'YE DE SARSILMAZ BİR SADAKATLE BAĞLANMIŞLARDIR. BU KUVVETLİ İMAN VE SADAKAT DE ONLARI İNŞAALLAH "MANEN BİR ORDU KADAR KUVVETLİ" HALE GETİRMEKTEDİR.

 


 

Onun (Mehdi'nin) gaybete çekildiği (hapsedildiği) dönemde bazı kavimler mürtet olacak (dinlerinden dönecek), bazıları ise dine bağlı kalacaktır; onlara eziyetler olacak ve onlara denilecek ki: 'Eğer doğru söylüyorsanız, bu vaat ne zaman vuku bulacaktır?' Biliniz ki, onun (Hz. Mehdi'nin) gaybetindeki (hapis dönemindeki) eziyetlere ve tekziplere sabretmek, Resulullah ile beraber cihad etmek gibidir."
(Uyun'ül-Ahbar, c.1, s.68)

 

Hz. Mehdi'nin talebeleri, kalplerinde hastalık olan bazı kişilerin aralarından ayrılmalarından dolayı bir üzüntü duymazlar, hiç sarsılmadan fikri mücadelelerine devam ederler. Hadislerde ayrıca Hz. Mehdi'nin cemaatinin Allah'tan korkan son derece imanlı seçkin Müslümanlardan oluşacağı da bildirilmektedir.


 

Hz. Muaviye b. Kirra (r.a) dan rivayet edilmiştir: 
Ümmetimden bir taife kıyamet koyuncaya kadar yardım görmekte devam eder. Kendilerini terk edenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar vermez.  (Ramuz El-Ehadis, 472 (Hakim'in Müstedrek'i)

 

 


- 4 -

MÜNAFIKLAR VE İNKAR EDENLER İSTESELER DE İSTEMESELER DE MEHDİ'YE HİZMET ETMEKTE, İSLAM AHLAKININ HAKİMİYETİNE YARDIMCI OLMAKTADIRLAR

Hz. İsa'nın gelişinden ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışından tedirginliğe kapılanlar, yapacakları aleyhte faaliyetlerle bu tarihi gelişmeleri durdurmayı amaçlarlar. Ancak burada bilmedikleri çok önemli bir gerçek vardır: HZ. MEHDİ ALEYHİNDE YAPILAN TÜM FAALİYETLER, HZ. MEHDİ'NİN GELİŞİNE VE YAPACAĞI ÇALIŞMALARA HİZMET ETMEKTEDİR. Bu durum, Yüce Allah'ın bir takdiridir ve bunun önüne geçebilecek yoktur. Allah, İslam ahlakının tüm yeryüzünde yerleşik kılınmasını dilemiştir; Allah'ın izniyle bu büyük vaad gerçekleşecektir. Peygamberimiz (sav), bu tarihi olayın Hz. Mehdi vesilesiyle  gerçekleşeceğini bildirmiştir. İnkar edenler ve münafıklar da, giriştikleri her aleyhte faaliyet ile farkında olmadan, Rabbimiz'in bu büyük vaadinin gerçekleşmesine yardımcı olmaktadırlar. Bu Allah'ın çok büyük bir mucizesi ve münafıkların, kurdukları tuzağa düştüklerinin önemli bir alametidir. Rabbimiz Kuran'da Müslümanlara olan yardımını şöyle bildirmiştir:


 

"... İşte ALLAH, DİLEDİĞİNİ YARDIMIYLA DESTEKLER. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır." (Al-i İmran Suresi, 13)

 


Allah'ın bu kanunu gereği, aleyhte yapılan tüm çalışmalar ve propagandalar, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışına, tanınmasına, hizmetlerine güç katacaktır. Hz. Mehdi aleyhindeki her girişim, Hz. Mehdi'nin faaliyetlerinin etkisinin giderek daha da artmasına ve tüm dünyada ses getirmesine katkıda bulunacaktır. Hz. Mehdi'nin gelmeyeceğini öne süren, "Mehdi'nin geleceğine inanmıyorum" diyen her şahıs, yaptığı her çalışma, her konuşma ya da her vurguyla Hz. Mehdi'ye bir kez daha dikkat çekmekte, insanların Mehdi hakkında düşünmelerine vesile olmakta ve böylece ona hizmet etmektedir. "Ben Mehdi'ye karşıyım" diyen herkes, Mehdiliğin gündeme getirilmesini, araştırılmasını, öğrenilmesini sağlar. Dolayısıyla, inkar edenler de, münafık ahlakı gösterenler de, Kuran ahlakı aleyhinde bir fikri benimseyenler de, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye düşman olanlar da, her ne kadar istemeseler de, Allah'ın dilemesiyle bilerek ya da bilmeyerek Hz. Mehdi'ye ve İslam ahlakının tüm dünyada yayılmasına büyük destek vermektedirler.

Ayrıca inkar edenlerin ya da münafıkların Mehdi ya da Müslümanlar aleyhinde attıkları her adım, Hz. Mehdi hakkında, 1400 sene öncesinden haber verilen sahih hadislerin bir tanesinin daha gerçekleşmesine ve böylece Müslümanların Hz. Mehdi'ye olan bağlılıklarının, şevk ve heyecanlarının daha da artmasına vesile olmaktadır.

 


 

- 5 -

HZ. MEHDİ'NİN İKİNCİ KAYBOLUŞUNDAN SONRA ORTAYA ÇIKMASI

Hz. Mehdi ikinci kayboluşunun, yani hapis döneminin ardından, tekrar insanların arasına çıkacaktır:


 

Belalar çoğalacak, halkı öyle ölüm ve katliamlar saracak ki Allah'ın ve Resulullah'ın haremine sığınacaklar. İŞTE SADECE O ZAMANDA (HZ. MEHDİ) ZUHUR EDECEKTİR."
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 199)

 


Bu dönemde, insanlar yeryüzünde hakim olan dinsiz sisteme bağlı olarak yaşayacak; çeşitli dinsiz grupların, odakların etkisi altında olacaklardır. Hatta İslam aleminden dahi bu dinsiz odaklardan etkilenen kimseler olacaktır. Sadece Hz. Mehdi hiçkimsenin, hiçbir düşüncenin, hiçbir siyasi partinin, ne masonların ne de benzeri odakların etkisinde hiçbir şekilde kalmayacak, hiçkimseye taviz vermeyecektir. O, sadece Kuran'ı ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetini izleyecektir:


 

... Arkasında İsa bin Meryem'in namaz kılacağı Kaim (Mehdi) dışında biz Ehl-i Beyt'ten olan hepimizin boynunda zamanın tağutunun (Allah'ın hükmünü tanımayan her varlık, güç, şeytan) biatı olacağını (Mehdi döneminde dinsizliğin hakim olacağını, hemen herkesin bu sisteme bağlı olacağını) bilmiyor musunuz? Yüce Allah onun velâdetini (zuhurunu) gizleyecek ve şahsını saklayacaktır. BÖYLECE O, ZUHUR ETTİĞİNDE KİMSENİN BİATI ONUN BOYNUNDA OLMAYACAKTIR...
(Kemal'üd-Din, c.1, s. 305)

 

 


 

- 6 -

İNKAR EDENLERİN BASKISI, HAMİYETİ İSLAMİYE'NİN FEVERAN ETMESİ SONUCUNDA İSLAM AHLAKININ YÜKSELMESİNE VESİLE OLACAKTIR

Mehdi'nin hapsedildiği dönemde Mehdi cemaatini dağıtma amacıyla iman edenlere birtakım eziyetler edilecek, Müslümanları yıldırmak amacıyla çeşitli iftiralar atılacaktır. Kuran ayetlerinde, inkar edenlerin alaycı bir üslupla Müslümanları dinlerinden döndürmeye çalışacakları şöyle haber verilmiştir

... Bu durumda sana başlarını alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanmış o?" De ki: "Umulur ki pek yakında." (İsra Suresi, 51)

Derler ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, bu belirttiğiniz süre (va'd) ne zamanmış?" (Yunus Suresi, 48)


 

Böyle bir cemaat-i azîme (Peygamber Efendimiz (sav)'in soyundan gelen büyük seyyitler cemaati) içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek (coşacak) ve uyandıracak hâdisat-ı azîme (büyük olaylar) vücuda geliyor. Elbette o kuvvet-i azîmedeki (büyük kuvvetteki) BİR HAMİYET-İ ALİYE (büyük koruma hırsı) FEVERAN EDECEK ve HAZRET-İ MEHDİ BAŞINA GEÇİP, TARİK-I HAK (hak yoluna) ve HAKİKATE (gerçeğe) SEVK EDECEK... (Mektubat, s. 473)

 


Bediüzzaman "HAMİYETİ İSLAMİYE FEVERAN EDECEK" sözleriyle, Hz. Mehdi'nin ortaya çıktığı ve fikri mücadelesine başladığı dönemde, Müslümanları coşturacak, imanlarını ve İslam'ı koruma hırslarını artıracak, şevklerini ve İslam ahlakı adına mücadele etme azimlerini harekete geçirecek büyük olayların meydana geleceğini bildirmiştir. İslam'a, Müslümanlara ve Mehdi cemaatine karşı yürütülen mücadele ve uygulanan baskı politikası sonucunda oluşturulan zorlu ortamlar, münafıkların ve inkarcıların amaçladıklarının tam tersine, Müslümanların Hz. Mehdi'ye ve birbirlerine olan bağlılıklarını daha da artıracaktır. Kuran ahlakı adına daha da şevkli bir mücadele içerisine girmelerini sağlayacaktır. Münafıkların ve inkar edenlerin, sözde Hz. Mehdi cemaatini dağıtmak, Müslümanların doğru yoldan uzaklaşmalarını sağlamak için verecekleri bu mücadele, Hz. Mehdi'nin talebelerinin ve tüm Müslümanların "hamiyet-i İslamiye" duygularının en yüksek seviyeye ulaşmasına vesile olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi, bu şekilde İslam ahlakını koruma gayretinin artması sonucunda da, Hz. Mehdi'nin manevi olarak başa geçmesi ile birlikte, tüm dünyada İslam ahlakının hakim olacağını, Hz. Mehdi'nin insanları hak yola ve gerçeğe yönelteceğini bildirmiştir.


 

- 7 -

İKİNCİ GAYBET DÖNEMİNDEN (HAPSEDİLMESİNDEN) SONRA MEHDİ, HZ. İSA İLE BULUŞACAKTIR


 

... Hazreti-i İsa Aleyhisselam geldiği vakit, herkes onun hakiki İsa olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun (Hz. İsa'nın) mukarreb ve havassı (derin imanlı yakın talebeleri), nur-u iman (imanın ışığı) ile onu (Hz. İsa'yı) tanır. Yoksa bedahet (birdenbire ve açıkça) derecesinde herkes onu (Hz. İsa'yı) tanımayacaktır... (Mektubat, s. 60)

 



 

Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın nuzülü (yeryüzüne inişi) dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın dikkatiyle (imanın nuruyla) bilinir, herkes bilemez. (Şualar, s. 487)

 

Hz. Mehdi, ikinci gaybet döneminden sonra ortaya çıkışında, ikinci kez yeryüzüne gelerek tüm Hıristiyan aleminin İslam'a dönmesine vesile olacak olan Hz. İsa ile biraraya gelecektir. Bu dönemde toplumun büyük bir kesimi Hz. İsa'yı tanıyamayacak, ancak güçlü bir imana sahip olan yakın talebeleri ve Hz. Mehdi cemaati tarafından tanınabilecektir.


 

İsa Aleyhisselam'ı nur-u iman ile (imanın ışığıyla) tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin kemiyeti (cehd eden ruhani cemaatinin sayısı), Deccal'in mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir. (Şualar, s. 495)

 

Bediüzaman Said Nursi, ikinci kez yeryüzüne gelişinde, aynı Mehdi cemaatinde olduğu gibi, Hz. İsa'nın çevresindeki insanların sayısının da çok az olacağını belirtmiştir. Ancak bu topluluk da imanen çok güçlü olacaktır.


 

- 8 -

HZ. İSA, HZ. MEHDİ'YE TABİ OLACAKTIR


 

... Hattâ, "Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz. Mehdi'ye namazda iktida eder (uyar), tâbi olur." diye rivâyeti bu ittifaka (birleşmeye) ve hakikat-ı Kurâniye'nin matbuiyetine ve hakimiyetine (Kuran hakikatlerine uyulmasına ve tabi olunmasına) işaret eder."
(Şualar, s. 493)

 

Hz. Mehdi'nin, Darwinizm, materyalizm ve ateizm gibi dinsiz ideolojileri mağlup edip İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılmasında, en büyük yardımcısı Hz. İsa olacaktır. İslam ahlakı Hz. Mehdi'nin manevi öndeliğinde hakim olacak, Hz. İsa da bu dönemde Hz. Mehdi'ye tabi olacaktır. Bediüzzaman'ın sözlerinde belirttiği Hz. İsa'nın namazda Hz. Mehdi'nin imametine tabi olması bu gerçeği ortaya koymaktadır. Peygamberimiz (sav) de pek çok hadisinde bu önemli olayı haber vermiştir:


 

Hz. İsa namazını Hz. Mehdi'nin arkasında kılacaktır.
(El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

... Nihayet Meryem oğlu İsa, Müslümanların emiri (Hz. Mehdi) ona: Gel bize namaz kıldır, der. Bunun üzerine İsa: Hayır, Allah'ın bu ümmete bir ikramı olarak sizin bir kısmınız diğer bir kısım üzerine emirlersiniz, der. (Sahih-i Müslim, c. 1, s. 209)

Hz. İsa semadan nüzul edecek (gökyüzünden inecek) ve onun (Hz. Mehdi'nin) emirliğini kabul edecektir. Hz. İsa'ya "Bize namaz kıldır" denilecek, ancak o (Hz. İsa), "Emir sizin içinizdedir" karşılığını vererek, "Bu Allah'ın ümmet-i Muhammed'e bir ikramıdır." diyecektir.
(El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Hz. Mehdi müminlerle beraber Beytül Makdis'de sabah namazı kılarken, o sırada nüzul eden (yeryüzüne inen) Hz. İsa'yı takdim edecek ve Hz. İsa ellerini, onun (Hz. Mehdi'nin) omuzuna koyarak, "Namazın kameti (farz namazı kılmak için okunan ezan; namaza başlama işareti) senin için getirildi, bu yüzden sen kıldır" diyecek ve nihayet Hz. Mehdi, Hz. İsa ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır.
(El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

 

 

 


 

İmamları salih bir insan olan Mehdi olduğu halde, Beytü'l Makdis'e sığınırlar. Orada imamları (Hz. Mehdi) kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada, bir de bakarlar ki, Meryem oğlu İsa sabah vaktinde inmiştir. Mehdi, Hz. İsa'yı öne geçirmek için arkaya çekilir. Hz. İsa onun (Hz. Mehdi'nin) omuzlarına elini koyar ve ona der ki, "Geç öne namazı kıldır. Zira kamet (farz namazı kılmak için okunan ezan; namaza başlama işareti) senin için getirilmiştir."...
(Ebu Rafi'den rivayet edilmiştir; İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, Bedir Yayınevi, s. 495-496)

 


Hz. İsa'nın ortaya çıktığı dönemde Hz. Mehdi, Peygamberimiz (sav)'in halifesi yani İslam aleminin manevi lideri sıfatıyla dünya çapındaki tüm Müslümanlar arasında İslam Birliği'ni sağlamış olacak ve bu birliğin başında manevi lider konumunda bulunacaktır. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, Hz. İsa'nın bu dönemde geleceği; Hz. Mehdi ile birlikte namaz kılacağı ve Hz. İsa'nın "imamlık sana verilmiştir" diyerek Hz. Mehdi'ye tabi olacağı bildirilmiştir. Daha sonrasında da Hz. Mehdi'nin manevi liderliğinde, bu iki mubarek şahsın ittifakıyla İslam ahlakı tüm dünyaya hakim olacaktır.


 

- 9 -

HZ. MEHDİ, HZ. İSA İLE BİRLİKTE İSLAM AHLAKINI YERYÜZÜNE HAKİM KILACAKTIR

Hz. Mehdi'nin, İslam ahlakının dünyaya hakim olması için fikri mücadele verdiği Darwinizm, materyalizm, ateizm gibi dinsiz ideolojileri temsil eden Deccaliyet'in dünya çapındaki taraftarlarının sayısı, çok daha fazla olduğu halde, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin yanındaki az topluluk, Deccaliyet'i fikren mağlup edecek ve galip gelecektir. Böylece Allah'ın izniyle, Hz. Mehdi'nin yeniden ortaya çıkışıyla manevi önderliğinde İslam ahlakı tüm dünyaya hakim olacaktır.

Kuran'da İslam ahlakının yeryüzü hakimiyeti şöyle haber verilmiştir:

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)

Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir... (Nur Suresi, 55)

Andolsun, gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır. (Saffat Suresi, 171-173)

Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)

"De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)

Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 8-9)

İnkar edenlerin, dinsizlerin dünya üzerinde büyük bir hakimiyet sağlamalarının ardından, Allah Hz. Mehdi'nin vesilesiyle İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacaktır. Bu hakimiyet hadislerde de haber verilmektedir. Aşağıdaki hadiste inkarcıların yeryüzündeki hakimiyeti "yeryüzünün ölümü" olarak tarif edilirken, Hz. Mehdi'nin hakimiyeti "yeryüzünün canlanması, ihya edilmesi" olarak müjdelenmektedir:


 

... Hak üzere kıyam edecek olan odur (Mehdi'dir). YERYÜZÜ ÖLDÜKTEN SONRA (dinsizliğin yeryüzüne hakim olmasından sonra), ALLAH ONUN (MEHDİ) VASITASIYLA TEKRAR ONU (İslam ahlakını) İHYA EDECEKTİR (hakim kılacaktır) ve MÜŞRİKLER İSTEMESE DE ALLAH HAK DİNİ DİĞER DİNLERE MUZAFFER KILACAKTIR...
(Uyun'ül-Ahbar, c.1, s.68)

Bugün 5 ziyaretçi (44 klik) kişi burdaydı!
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Kişisel Blog