ana sayfa

Allah cc

Forum

site haritası

naatlar

video naat

D.Ali Erzincanlı

siyonizm

Peygamberimiz

iletişim


naatlar.tr.gg | Tr.Gg, Naat, Namaz, - Hz.Mehdi 3
 

Ana Sayfa
site haritası
ALLAH
Peygamberimiz
naatlar
naat
yahudiler
Abdest
Adab-ı Muaşeret
Başarı Allah’tandır
bediüzzaman said nursi
Ziyaretçi defteri
cennet
cehennem
cinler
Çanakkale
dini resim
dursun ali erzincanlı
Nihat hatipoğlu
Arif Nihat Asya
video naat
10 sey ruha eziyet verir
şeytanın en tatlı sözleri
İslam Tarihi
risale-i nur
ilahi
kıyamet alametleri
beklenen Mehdi ve Risale-İ Nur
hz.mehdi
=> hz.mehdi 1
=> hz.mehdi 2
=> Hz.Mehdi 3
Hz.İsa gelecek
sözler ve hadisler
hz.Mevlana
melekler
şeytan
32 ve 54 farz
Reenkarnasyon yoktur
Ebu Talib’in diriltilmesi
deprem ve Günah ilişkisi
Nazar haktır
İntihar etmek
sigara içmek haram mı?
Şeytanla bir âlimin münazarası
İblisin meleklere sorduğu sualler
Kalbe gelen düşünceler
Namazdan sonraki vesvese
İman ve vesvese
İbni Sina
İdarecilik
dualar
oruç ve zekat
Osmanlı sultanlarında ehl-i beyt sevgisi
İkinci Abdülhamid Han
Fatih Sultan Mehmed Han
Osman Gazi
Sehitler
kütüphanem
Namaz
Mübarek gün ve Geceler
kıssadan hisse
hurafeler
makaleler
şeytanın hileleri
tartışmalı kitap
evlilik kadermi
ashab-ı kiram kimdir
peygamber efendimizin mucizeleri
şeytanın kalbe giriş yolları
göklerle yerin birbirinden ayrılması
müslüman nedir
tevhid
sabah namazının önemi
küfür
cennetin süslendiği ay
ramazan bayramı
mezhepler
Anne Babaya Saygı
Fravunun 3000 yıllık ceseti
Abdest Duaları
Bunları Biliyor muydunuz
Cahiliye Dönemi
Uhud Savaşı
Namaz Kılıyor Musunuz
Haset
Namazda Yaptığımız Hatalar
Mü'minlerin Özellikleri
Karz-ı Hasen
İslamiyete Göre Anneler
Taharet
İtikâdi Konular
Hz. Adem'in çocukları nasıl çoğaldı
Cennette kadınlara huri verilecek mi
Yecüc ve Mecüc
Tesettür farzdır
peygamberlerkodu
Veysel Karani
cinsellik
şifalı bitkiler
Abdülkadir Geylani
Hz. Fatıma-ı Zehra'nın Kutlu Doğumu
Seyyid Kutub
Süleyman Hilmi Tunahan
nefsin mertebeleri
ölüm
nefis
simya
çanakkale şehitlerine
4 büyük halife
iman esasları
cihad
gençlik
makale ekle
google8fa0fb5c7bd2311bl
siyonizm
israil
kitaplar
nazi almanyası
amerika ve yahudiler
mason ve yahudi amerika baskanlari
Türkiyede gizli yahudiler
gerçekler
komünizm
faşizm
dinimiz islam
hz.ks.as.sas.ra gibi kelimelerin anlamları
dini bilgi
radio 15
tr.gg
istatistik
toplist
ruya tabirleri
islam-kutuphanesi
super-teklif
ara
gg
Dursun Ali Erzincanlı Kırk Yaşındasın Dinle

 

Hz. Mehdi’nin Dünyadaki Manevi Ordusu

Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman, Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, Hemen Rabbini hamd ile tesbih et  ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. Nasr Suresi, 1-3)

Yüce Rabbimiz Kuran ayetleriyle tüm insanlara, İslam dinini tüm dinlere üstün kılacağını ve Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını müjdelemiştir. Peygamberimiz (sav) ise hadislerinde,  bu müjdeli olayın gerçekleşmesinde Allah'ın, Hz. Mehdi'yi vesile kılacağını haber vermiştir. Resul-ü Ekrem Efendimiz (sav), bu dönemde Müslümanların manevi lideri olacak olan Hz. Mehdi'nin, tüm insanlığın ve İslam dininin hayrına yönelik pek çok hizmeti olacağını ve çok önemli faaliyetler yürüteceğini bildirmiştir. Hz. Mehdi, Allah’ın izniyle, çeşitli hurafe, batıl inanç ve yanlış uygulamalarla aslından uzaklaştırılmış olan din ahlakını özüne döndürecek, Hz. İsa ile biraraya gelecek, yegane hak din olan İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacaktır. Güzel ahlakı ile Peygamberimiz (sav)'e benzetilen Hz. Mehdi, hadislerdeki bilgilere göre tüm insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşları için samimi çaba harcayacak, dünyada huzur, barış, bolluk ve bereketin oluşmasına vesile olacaktır.

Hz. Mehdi’nin gelişi, Peygamber Efendimiz (sav)’in tevatür (kuvvetli haber) derecesindeki hadisleri doğrultusunda İslam aleminde yüzyıllardır beklenen en önemli konulardan biridir. Tüm Müslüman alemi, bu mübarek şahsın vesile olmasıyla, İslam medeniyetinin yeniden yükselmesini ve Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasını ümitle ve şevkle beklemektedir.

Güzel ahlakı ile Peygamberimiz (sav)'e benzetilen Hz. Mehdi, hadislerdeki bilgilere göre tüm insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşları için samimi çaba harcayacak, dünyada huzur, barış, bolluk ve bereketin oluşmasına vesile olacaktır.

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bu şerefli ve üstün görevini yerine getirirken Hz. Mehdi'nin çevresinde çok az sayıda insan olacağı da haber verilmiştir. Ancak bu kadar sınırlı sayıda olmalarına rağmen, -Allah'ın izniyle- Hz. Mehdi vesilesiyle, İslam ahlakı dünya çapında hakim olacaktır. Elbette ki bu, Allah'ın bir mucizesidir. Allah Kuran'da “... İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.” (Al-i İmran Suresi, 13) buyurmuştur. Allah, İslam ahlakının tüm dünyaya hakim kılınmasını dilemiştir ve bu sonucu istediği şekilde yaratmaya da kadirdir. Nitekim günümüzde yaşanan gelişmeler Allah'ın izniyle bu sonucun çok yakın olduğunun bir müjdecisi niteliğindedir.

Dünya çapında yapılan tüm faaliyetler, Hz. Mehdi'ye ve İslam ahlakının
hakimiyetine hizmet etmektedir

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bildirildiği üzere, Hz. Mehdi'nin çevresinde ona yardım eden, destek olan çekirdek bir grup vardır. Önceki satırlarda da belirtildiği gibi, bu grubun sayısı oldukça azdır. Ancak Allah’ın dilemesiyle, İslam’ın gelişmesine, Kuran ahlakının yayılmasına yönelik çaba harcayan her insan, bilerek ya da bilmeyerek Hz. Mehdi'ye hizmet etmektedir. Dolayısıyla dünyada yapılan her faaliyet, aslında Hz. Mehdi'nin hizmetindedir. Bu yönde kitap hazırlayan, dergi ya da gazete çıkaran, yazı yazan, konferans veren her insan, istesin ya da istemesin Allah'ın takdiri üzere Hz. Mehdi'ye yardım etmekte, onu desteklemekte ve Hz. Mehdi'nin manevi önderliğinde İslam ahlakının hakimiyetine zemin hazırlamaktadır.

Kuşkusuz bu, Allah'ın salih kullarına olan vaadinin ve yardımının bir tecellisidir. Allah'ın takdirinin önüne geçebilecek yoktur. Allah, İslam ahlakının tüm yeryüzünde yerleşik kılınmasını dilemiştir; Allah'ın izniyle bu büyük vaad gerçekleşecektir. Kuran'da Allah'ın dilemesiyle müminlerin üstün geleceği şöyle bildirilmiştir:

Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular. (Saffat Suresi, 116)

Allah, İslam ahlakının tüm dünyaya hakim kılınmasını dilemiştir ve bu sonucu istediği şekilde yaratmaya da kadirdir.

Hz. Mehdi aleyhinde yapılan tüm faaliyetler de, Hz. Mehdi'nin gelişine ve yapacağı
çalışmalara  hizmet etmektedir

İçinde bulunduğumuz asrın, ahir zaman alametlerinin art arda gerçekleştiği müjdeli bir dönem olması sebebiyle, tüm Müslüman alemi kutlu bir bekleyiş içindedir. Kuran ayetlerinde ölmediği ve yeryüzüne yeniden döneceği işaret edilen, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ise çok detaylı olarak müjdelenen Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişi heyecanla beklenmektedir. Aynı şekilde Peygamber Efendimiz (sav)’in tevatür derecesindeki hadislerinde, ismiyle, vasıflarıyla ve yapacağı işlerle ayrıntılı olarak tarif edilen Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışı da tüm İslam aleminin beklediği tarihi bir olaydır.

Peygamberimiz (sav)’in Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne geleceğini ve Hz. Mehdi'nin çıkışını bildirdiği hadislerinden bazıları şöyledir:

Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın adalet sahibi olarak inmesi yakındır... (Ebu Hureyre r.a. / Buhari, Büyu 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242 (155); Ebu Davud, Melahim 14 (4324); Tirmizi, Fiten 54 (2234))

Vallahi muhakkak ve muhakkak Meryem oğlu İsa inecek,  hem adil bir hakem, adaletli bir hükümdar olarak inecek...  (Sahih-i Müslim bi Şerhin-Nevevi, cilt 2, s.192. Kitab’ul-İman, Babu Nuzuli İsa İbn-i Meryem, Kenzul Ummal, 14/332)

Sizler on alameti görmedikçe hiçbir zaman kıyamet kopmaz... Biri de İsa (as)’ın inmesi... (Müslim, Kitabü-l Fiten: 39)

Dünyanın ömründen sadece bir gün kalsa bile, Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir adam gönderecektir. O dünyayı,  (daha önce) zulümle olduğu gibi, adaletle dolduracaktır. (Sünen-i Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 402)

Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun (Hz. Mehdi’nin) başa geçmesi için Cenab-ı Allah o günü behemehal (nasıl olursa olsun, mutlaka) uzatır. (Enes b. Malik, "Sünen-i İbn-i Mace", c. 2, s. 519.)

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde yer alan bu müjdeler hakkında tüm Ehl-i Sünnet alimleri ittifak halindedirler. Peygamberimiz (sav)'in müjdelediği bu kutlu şahısların geleceği ve İslam ahlakını yeryüzüne hakim edeceği hakkında muteber İslam alimleri arasında hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Dolayısıyla Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişleri, örtbas ve tevil edilemeyecek kadar kesindir.

Buna rağmen, Hz. İsa'nın gelişinden ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışından şüphe duyup tedirginliğe kapılanlar (ki bu çok büyük bir yanılgıdır) olabilmektedir. Ancak çok önemli bir gerçek vardır: “Bu bakış açısındaki insanların ortaya çıkışı da, aslında Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerinden başka bir şey değildir.” Söz konusu kimselerin durumu, Hz. Mehdi'nin gelişinin ne kadar yaklaştığının açık bir göstergesidir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bu müjde şöyle haber verilmiştir:

İNSANLARIN ÜMİTSİZ OLDUĞU VE "HİÇ MEHDİ FALAN YOKMUŞ" DEDİĞİ BİR SIRADA ALLAH MEHDİ'Yİ GÖNDERİR...” (Ali Bin Husameddin el-Muttaki, Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

“...MEHDİ, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve ÇIKIŞINDAN ÜMİT KESİLDİĞİ  BİR SIRADA ÇIKAR...” (Ali Bin Husameddin el-Muttaki, Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

Hz. Mehdi ümmetin şevkle  beklediği müjdelenmiş bir şahıstır. O şahsın gelişini beklemek ve bunu müjdelemek her Müslümanın görevidir.

Kuran'da da, Allah'ın müminlere önderlik edecek bir elçi göndermesinden şüphe duyan kimseler olabileceği haber verilmiştir. Bir ayette "Hz. Yusuf'tan sonra peygamber gelmeyecek" diyen kimselerin örneği şöyle bildirilmektedir:

Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık belgeler getirmişti. O ZAMAN SİZE GETİRDİKLERİ HAKKINDA KUŞKUYA KAPILIP DURMUŞTUNUZ. Sonunda o, vefat edince, demiştiniz ki; "ALLAH, ONDAN SONRA KESİN OLARAK BİR ELÇİ GÖNDERMEZ." İşte Allah, ölçüyü taşıran, şüpheci kimseyi böyle saptırır." (Mümin Suresi, 34)

Hz. Mehdi’nin gelişi, Peygamber Efendimiz (sav)’in tevatür (kuvvetli haber) derecesindeki hadisleri doğrultusunda   İslam aleminde yüzyıllardır beklenen en önemli  konulardan biridir.

Rabbimiz Kuran'da, "İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını, inanan kullarını güç ve iktidar sahibi kılacağını" vadetmiş ve bu vaadinin kesin olduğunu bildirmiştir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ve bütün büyük İslam alimlerinin sözlerinde de bu duruma "Hz. İsa ile Hz. Mehdi'nin vesile olacakları" belirtilmiştir. Rabbimiz'in bu vaadi doğrultusunda İslam ahlakı mutlaka hakim olacak ve bir kişinin Müslümanların önderliğini üstlenmesi gerekecektir. İslam dünyasının başında, tüm Müslümanları biraraya getirecek bir lider uzun süredir yoktur. Allah'ın izniyle, Müslümanların bu ilk lideri, 1400 senedir müjdelendiği gibi Hz. Mehdi olacaktır. Yeryüzünden zulmü ve karanlığı kaldıracak, İslam ahlakının güzelliğinin tüm insanlar tarafından yaşanmasına vesile olacaktır.

Bu dönem yaklaştıkça, yaşanan küçük büyük her olay, Allah'ın kaderde dilediği bu sonucun gerçekleşmesinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Yapılan her faaliyet, bilerek ya da bilmeyerek, istenerek ya da istenmeyerek bu sonuca ulaşılmasına destek olacaktır. Lehte yapılan faaliyetler kadar aleyhte yapılan tüm çalışmalar ve propagandalar da yine, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışına, tanınmasına, hizmetlerine güç katacaktır. Hz. Mehdi aleyhindeki her girişim, Hz. Mehdi'nin faaliyetlerinin etkisinin giderek daha da artmasına ve tüm dünyada ses getirmesine katkıda bulunacaktır. Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelmeyeceklerini öne süren, “Ben Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin geleceğine inanmıyorum” diyen her şahıs, yaptığı her çalışma, her konuşma ya da her vurguyla Hz. İsa'ya ve Hz. Mehdi'ye bir kez daha dikkat çekmiş, bu mübarek şahıslara hizmet etmiş, insanların bu önemli müjdeler üzerinde düşünmelerine bir kez daha vesile olmuş olacaktır. Dolayısıyla bu anlamda “Hz. İsa gelmeyecek” demek aslında “Hz. İsa gelecek” demektir. “Hz. Mehdi gelmeyecek” demek de aynı şekilde aslında “Hz. Mehdi gelecek” anlamına gelir. “Ben Hz. Mehdi'ye karşıyım” diyen, Mehdiliğin gündeme getirilmesini, araştırılmasını, öğrenilmesini sağlar. Dolayısıyla şu çok açık bir gerçektir ki, inkar edenler de, münafık ahlakı gösterenler de, Kuran ahlakı aleyhinde bir fikri benimseyenler de, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye düşman olanlar da, her ne kadar istemeseler de, Allah'ın dilemesiyle bilerek ya da bilmeyerek bu müjdelerin duyurulmasına ve İslam ahlakının tüm dünyada yayılmasına büyük destek vermektedirler.

Kimi insanlar istemese de, Allah vaadini gerçekleştirecek; İslam ahlakını tüm dünyada hakim kılacak ve Müslümanlara önderlik edecek manevi bir liderle din ahlakını yerleşik kılacaktır.

Unutulmamalıdır ki Allah’ın vaadi haktır. Kimi insanlar istemese de, Allah vaadini gerçekleştirecek; İslam ahlakını tüm dünyada hakim kılacak ve Müslümanlara önderlik edecek manevi bir liderle din ahlakını yerleşik kılacaktır. Tüm bunlar, Allah'ın izniyle, engellenebilecek gelişmeler değildir; kaderde zaten gerçekleşmiştir. Ve sonsuz kudret sahibi Rabbimiz, Hz. İsa ve Hz. Mehdi aleyhinde yapılan tüm propaganda ve girişimleri de bu kutlu sonuca ulaşılmasında vesile kılmakta, söz konusu kimseleri de Hz. Mehdi'nin hizmetine vermektedir.

Allah Kuran'da bu durumu müminlere şöyle bildirmektedir:

Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi,  33)

Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile.

Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 8-9)

Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak
dinle gönderen O'dur.
(Tevbe Suresi,  33)

 

Hz. Mehdi'nin iman gücünün dalga dalga yayılmasıyla,
tüm dünyada manevi bir uyanış olacaktır

Hz. Mehdi'nin çevresinde ona yardım eden, destek olan kişilerin sayılarının çok az olduğundan bahsettik. Ancak Mehdiliğin gölgesi tüm dünyayı kaplamıştır. Tüm dünya farkında olmadan Mehdiliğin mantığına, bakış açısına, tebliğ yöntemine uyar, onun iman heyecanının etkisi altına girer. Imana olan eğilim ve imani heyecan, Hz. Mehdi'den talebelerine, talebelerinden çevrelerindeki insanlara, oradan da giderek tüm dünyaya dalga dalga yayılır. Bir kişi bir kitap okur, bir konuşmaya şahit olur ya da bir film seyreder; imanında bir heyecan artışı olur. Aldığı bu feyz ve imani heyecanla okuduklarını ya da dinlediklerini bir başkasına anlatır. O kişi de ondan aldığı imani feyzi bir başkasına aktarır. Bu şekilde, zincirleme bir etkileşim ile, iman heyecanı ve etkisi, sürekli artarak insanlar arasında hızla yayılır. Yahudilerden Hıristiyanlara kadar, dalga dalga dünyanın dört bir yanını kaplar. Bunun sonucunda ise tüm dünyada imani bir uyanış olur.

Dünya, bu imani heyecan ve feyzin kaynağını bilmez; imana karşı olan giderek artan bu eğilimin, Mehdiliğin feyzinden kaynaklandığının farkına varmaz. Oysa bu, Mehdiliğin ve Hz. Mehdi'nin en önemli alametlerinden biridir.

Mehdiliğin gölgesi tüm dünyayı kaplamıştır. Tüm dünya farkında olmadan Mehdiliğin mantığına, bakış açısına, tebliğ yöntemine uyar, onun iman heyecanının etkisi altına girer. Bu durum, Mehdiliğin ve Hz. Mehdi'nin en önemli alametlerinden biridir.

Mehdiliğin, dalga dalga tüm dünyaya yayılan bu iman feyzinin kaynağını İslam alimleri, Hz. Mehdi'nin  “Kutb’ul İrşad” (alemin gafletten uyanmasına, hidayetine ve doğru yola ulaşmasına vesile kılınan kimse, Hz. Resulullah (A.S.) Efendimizin gerçek varisi; O’nun ilmine, edebine, ruhları nur ile temizleme işine, kalpleri Allah’a çevirme mesleğine, nefisleri terbiye etme ve hayata denge verme sanatına varis olan büyük zat) ve “Kutb’ul Aktab” (alemin nizamı ile alakalanan, insanların doğru yolu bulmasına vasıta kılınan, zamanın en büyük mürşidi olan büyük zat) vasıflarından kaynaklandığını açıklamışlardır:

... Evet, (Kutb-i medâr) her zaman bulunur. Şimdi de vardır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” zamanında da vardı. Bunlara, (Kutb-ül-aktâb) da denir. Fakat, bunlara inzivâ lâzımdır. Bunları kimse tanımaz. Hattâ, ba’zan, kendileri bile kendilerini bilmez. (Kutb-İ İrŞâd) ise, kayyûm-i âlemdir (Yani İslamiyet'i koruma vazifesi kutb-i irşad denilen veli zata verilir). Herkese rüşd (doğru yolda gidiş) ve îmân, bunun vâsıtası ile gelir. İslâmiyet’i korur. Dîn-i İslâm başı boş kalmaz. Din düşmanları pervâsızca, dîni yıkmaya, değiştirmeye saldıramaz.

İmâm-ı Rabbânî, (Me’ârif-i ledünniyye) kitâbında, otuzbeşinci ma’rifette buyuruyor ki: (Kutb-İ ebdâl (Derviş) [ya’nî Kutb-i medâr (vesile olan kişi)] âlemde, dünyâda herşeyin var olması ve varlıkda durabilmesi için feyz gelmesine vâsıta olur. Kutb-i irşâd ise, âlemin irşâdı ve hidâyeti için feyzlerin gelmesine vâsıta olur. Herşeyin yaratılması, rızkların gönderilmesi, dertlerin, belâların giderilmesi, hastaların iyi olması, bedenlerin âfiyette olması, Kutb-i ebdâlin feyzleri ile olur. Îmân sâhibi olmak, hidâyete kavuşmak, ibâdet yapabilmek, günâhlara tevbe etmek ise, Kutb-i irşâdın feyzleri ile olur. Her zamanda, her asırda Kutb-i ebdâlin bulunması lâzımdır. Hiçbir zaman, bunsuz olamaz. Çünkü, âlem bununla nizâm bulmaktadır.

... Kutb-i irşâd ile, bütün insanlara îmân ve hidâyet gelmektedir... (Tam İlmihal, Saadet-i Ebeddiyye, Hakikat Kitabevi, Doksan üçüncü baskı, Hazırlayan: Hüseyin Hilmi Işık, s. 909)

İmam-ı Rabbani, Mebde ve Mead adlı eserindeki ikinci mektuptaki “İrşad Kutbunun Feyzi” başlığı altında bu konuyu şöyle açıklamıştır:

“Ferdiyet kemalatını da (şahsi faziletleri) kendisinde bulunduran bir irşad kutbu çok nadir bulunur. Böyle bir cevher birçok asırlardan sonra meydana gelir. Karanlık alem, onun gelişinin nuru ile aydınlanır. Onun irşad ve hidayet nuru bütün alemi kuşatır. Arş’ın tepesinden dünyanın ortasına kadar her kime doğru yol, hidayet, iman ve marifet gelse, onun vasıtasıyla gelir, ondan istifade eder. Onun aracılığı olmadan hiç kimse bu nimete ulaşamaz. Onun hidayet nuru okyanus gibi bütün alemi kuşatmıştır. Ve bu deniz donmuş gibi hiç hareket etmez. O büyük zata ihlas ile yönelen ya da o zatın kendisine yönelip haline teveccüh ettiği kişinin gönlünde bu yöneliş anında bir pencere açılır. O pencere yoluyla bu denizden teveccüh ve ihlası nisbetinde içip kanar, gönlüne feyz dolar. Allah’ı zikretmeye yönelen ve bu zata, inkarından değil de onu tanımadığı için hiç yönelmeyen kişi de bu feyizden istifade eder. Ancak birinci durumdaki feyz, ikinci duruma göre daha fazladır.

... O büyük zata karşı ihlas ve muhabbet gösteren kişiler, Allah’ı zikretmekten ve ona teveccühten uzak kalsalar bile, sırf muhabbetleri sebebiyle hidayet nuru onlara ulaşır. Hidayete tabi olanlara selam olsun.” (Mebde ve Mead, çev. Dr. Necdet Tosun, Sufi kitap, İst. Ekim, 2005, s. 23-24)

Bugün bütün dünyada insanların dalga dalga imana yaklaşmakta, Allah'a yönelmekte olduğunu ortaya koyan pek çok örnek vardır.


Hz. Mehdi’nin Fiziksel Özellikleri

Hz.Mehdi Nasıl Tanınacak - 2


Son birkaç on yıldır yeryüzünde meydana gelen kargaşa, zulüm, terör ve savaş ortamı, fitneler, kıtlıklar, depremler Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışının alametlerindendir. Bu bilgiye sahip olmak da Müslümanları, Hz. Mehdi’nin geliş alametleri ve Mehdi’nin sıfatları hakkında daha detaylı bilgi edinmeye sevk etmektedir. Bu konuda öğrenilecek her yeni bilgi, Müslümanların heyecanını daha da artıracaktır.

Hz. Peygamberimiz (sav) Müslümanlara, ahir zamanda Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışını müjdelemiştir. Peygamber Efendimiz (sav) bu müjdeyi Müslümanlara verirken şöyle buyurmuştur:

Bu haber iman edenlerin şevk ve heyecanını arttıran çok büyük bir müjdedir. Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleriyle beraber, İslam alimleri de, yaşadıkları dönemlerden günümüze kadar ulaşmış el yazması eserleriyle, o zamandan bugüne, bu büyük müjdenin şevk ve heyecanını taşımışlar; inananlar için bu konunun canlı tutulmasına ve takibine vesile olmuşlardır. İşte içinde bulunduğumuz bu dönemde ortaya çıkan alametler bize, Hz. Mehdi’nin çıkışının yakın olduğunu göstermektedir.

Nitekim, yaşadığımız yıllarda yeryüzünde meydana gelen kargaşa, zulüm, terör ve savaş ortamı, fitneler, kıtlıklar ve depremler Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışının alametlerindendir. Bu bilgiye sahip olmak da Müslümanları, Hz. Mehdi’nin geliş alametleri ve Mehdi’nin sıfatları hakkında daha detaylı bilgi edinmeye sevk etmektedir. Bu konuda öğrenilecek her yeni bilgi Müslümanların heyecanını artıracaktır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in hadislerinde Hz. Mehdi’nin fiziki özellikleri şu şekilde yer almaktadır:

“...Dünyanın ömründen sadece bir gün kalsa bile, Allah benim Ehl-i Beytim’den bir şahıs gönderecektir. O dünyayı (daha önce) zulümle olduğu gibi adaletle dolduracaktır.”
(Sünen Ebu Davud, Cilt 14, s. 402)


Peygamberimiz(sav)’in Soyundandır

Bütün peygamberler birbirinin soyundandır. Hz. Mehdi de hadislerde belirtildiğine göre bu soydan gelmektedir. Halk arasında Peygamberimiz (sav)’in soyundan gelen kimselere Seyyid denmektedir.

Hz. Mehdi’nin Peygamberimiz (sav)’in soyundan geldiğini bildiren hadislerden bir kısmı ise şu şekildedir:

Hz. Ali’nin rivayetine göre Resulullah şöyle buyurdu: “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Mehdi’yi) gönderecek.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

Benim Ehl-i Beytimden bir şahıs bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez. (En-Necmu’s Sakıb, Ukayli)

Said b. el Müseyyeb’den, Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: “Mehdi, kızım Fatıma’nın neslindendir.” (Sünen-i İbn Mace, 10/348)

Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beytimden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 13)

“Mehdi, benim çocuklarımdan biridir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir.’’
(Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi’nin “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi”)

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“Benim neslimden olan 40 yaşındaki Mehdi’dir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi “Risaletül Meşreb Elverdi fi Mezhebil Mehdi”)

Resulullah şöyle buyurmuştur:

“Mehdi benim çocuklarımdandır. Onun yüzü, parlak yıldız gibidir.”
(Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Güzel Yüzlü ve Nurludur

O (Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir.
(Mehdilik ve İmamiye, s. 153/ İkdüd Dürer’den)

Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur.
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 33)

Peygamberimiz “Benim neslimden olan 40 yaşındaki Mehdi’dir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir.” şeklinde buyurmuştur.
(Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi “Risaletül Meşreb Elverdi fi Mezhebil Mehdi”)

Resulullah şöyle buyurmuştur:

“Mehdi benim çocuklarımdandır. Onun yüzü, parlak yıldız gibidir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Güzel yüzlüdür. Yüzünün nurları ona azamet verir.”
(Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

“O (Mehdi), orta boylu ve güzel yüzlü bir gençtir. Saçları, omuzlarının üzerine sarkar. Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Onun yüzü, parlak yıldız gibidir. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

 

Dişleri Parlaktır

Dişleri parlaktır… (Ali Bin Hüsamettin El Muttaki)

Uylukları Uzundur

Uylukları uzundur, rengi Arap rengidir. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 162-163)

Yanağında Ben Vardır

Mehdi, gür sakallı, ön dişleri parlak, yüzü benli, açık alınlıdır. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

Yüzünde bir ben vardır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki)

Yanağında, inciyi andıran, bir yıldız gibi yüzünü aydınlatan bir işaret vardır.
(Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, “Kıyamet Alametleri” Pamuk Yayınları, Trc: Naim Erdoğan)

Omzunda Nübüvvet (Peygamberlik) Mührü Vardır

Mehdi’nin omuzunda Peygamber Efendimiz (sav)'deki nübüvvet mührü bulunacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasarr Fi Alamatil Mehdiyy- il Muntazar, s. 41)

Omuzunda Peygamber (sav)’in alameti vardır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23)

Omuzunda Peygamber (sav)’in nişanı vardır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)

Hadislerden anlaşıldığı üzere, Hz. Mehdi’nin iki omuzu arasında Hz. Muhammed (sav)’de olduğu gibi açık bir alamet olan “peygamberlik mührü” olacaktır.

Cabir b. Semüre’den rivayet edilmiştir: “Resululah’ın mührü güvercin yumurtası kadar bir yumru idi.” (Sünen-i Tirmizi, 6/126)

Ebu Saib b. Yezid’den rivayet edilmiştir: “Gözüm Peygamberimiz (sav)’in iki omuzu arasındaki mühüre ilişti. (Sünen-i Tirmizi, 6/126)

Siyah Saçlıdır

Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Mehdilik ve İmamiye, s. 153 / İkdüd Dürer’den)

“O genç bir adamdır. Orta boyludur. Güzel yüzlüdür. Saçları, omuzlarının üzerine doğru sarkar. Yüzünün nurları ona azamet verir. Siyah saçlıdır. Siyah sakallıdır.”
(Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

“O (Mehdi), orta boylu ve güzel yüzlü bir gençtir. Saçları, omuzlarının üzerine sarkar. Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Genel Görünümü

Aşağıdaki hadislerden de anlaşılacağı gibi Hz. Mehdi’nin heybetli, geniş yapılı ve dikkat çekici bir görünümü olduğu haber verilmektedir. Mehdi'nin vücudunun boydan boya, ayaklarına kadar geniş vücutlu ve heybetli olduğu anlaşılıyor.:

Hz. Mehdi’nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir (şahısları gibidir). (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 36-29)

Mehdi sanki Beni İsrail’den bir şahıstır. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar.) (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23-30)

O açık (geniş) alınlı... heybetli bir şahıstır. (İkdüd dürer)
Hz. Mehdi’nin bedeni İsraili’dir. Hz. Mehdi, sanki Beni İsrail ricalindendir. (Beni İsrail vücut yapısı geniş ve heybetlidir) (İbn Hacer El Mekki)

Cismi, İsrail bünyesi gibidir. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

(Dış görünüşü) sanki İsrailoğullarından bir adama benzemektedir.

(Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Açık alınlıdır. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

Karnı büyük... (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

İki uyluk arası açık... (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

İri gövdeli... (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Kaşı Kavislidir

“Kaşı kavisli…” (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, “Kıyamet Alametleri” Pamuk Yayınları, Trc. Naim Erdoğan, s. 163)

Rengi

Hz. Mehdi’nin rengi Arabi… (İbn Hacer El Mekki; “El-Kavlü’l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar”, s. 15-75)

NOT: Arap ırkının ten rengi, kırmızıyla karışık beyazdır.

Hz. Peygamber (sav)’in ten rengi de kırmızıya çalan beyaz renkti. Fakat, teninin görünen kısımları güneş, rüzgar gibi etkenlerle esmere çalıyordu. Rivayetlerden Hz. Mehdi’nin ten renginin de Peygamber Efendimiz (sav)’le aynı renkte olacağı anlaşılmaktadır. Bir rivayette Resulullah (sav)’in ten rengi şöyle tarif edilmektedir:

Enes b. Malik, Peygamber’in rengi hakkında şöyle dedi: Beyaz idi. Fakat beyazı esmere çalıyordu. (İbni Kesir, Şemail’ür- Resul, s. 28)

Kırmızı ile karışık nurani beyaz idi. (İbni Kesir, Şemail’ür- Resul, s. 28)

Esmer olacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 163; El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)


Hadislerde Hz. Mehdi'nin geniş ve heybetli yapısının yanısıra, başının büyük olacağı da bildirilmektedir:


Mehdi ben(im neslim)dendir. Alnı geniş ve açıktır. (İmam Şarani “Ölüm - Kıyamet - Ahiret ve Ahir zaman Alametleri”, Bedir Yayınevi, s. 432-448)

Hadisten de anlaşılacağı üzere, Hz. Mehdi'nin alın kısmı büyükçedir ve dolayısıyla büyük bir başa sahiptir.

Yaşı

Hadislerde belirtilen, Hz. Mehdi’nin gönderildiği yaşlardan kasıt, onun görevine başlayacağı, insanların kendisini tanıyacakları ve faaliyetini görüp izleyecekleri yaşlardır.

Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir... Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır.
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)

Mehdi benim neslimdendir. O 40 yaşındadır. Sanki yüzü parlak bir yıldızdır...

(Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

“O genç bir adamdır.”
(Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

Burnu

Onun alnı geniş, burnu ise ince olacaktır. (Tırmizi / Büyük Hadis Külliyatı, Rudani 5.Cilt, Sayfa 365)

Alnı geniş burnu parlaktır. (Asrın Beklediği İnsan Mehdi, Adil Gökbayrak, s. 28)

“…küçük burunlu…” (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, “Kıyamet Alametleri” Pamuk Yayınları, Trc. Naim Erdoğan, s. 163)

Sakalı

Sakalı bol ve sık olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Sakalı sıktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)

O genç bir adamdır. Orta boyludur. Güzel yüzlüdür. Saçları, omuzlarının üzerine doğru sarkar. Yüzünün nurları ona azamet verir. Siyah saçlıdır. Siyah sakallıdır.” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

O (Mehdi), orta boylu ve güzel yüzlü bir gençtir. Saçları, omuzlarının üzerine sarkar. Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir.”

(Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

“Mehdi, gür sakallı...” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

Boyu

Mehdi, orta boylu olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)

Peygamber Efendimiz (sav)’in de, hadislerde Hz. Mehdi için bildirildiği gibi orta boylu olduğunu rivayetlerden öğrenmekteyiz:

Enes B. Malik rivayetlerde buyurdu ki: Resulullah (sav) orta boylu idi. Bilindiği gibi hadiste geçen Rab’a kelimesi normal ve orta boylu demektir. Fakat normal boy için uzun olan şahsa göre bir sınır vardır. Çünkü boyun sahibi kendi karışı ile yedi karış kadar olan boya normal boy denilir. (Tirmizi, Şemail-i Şerif, s. 15)

 

ÇEŞİTLİ KAYNAKLARDA HZ. MEHDİ

Ehl-i Sünnet kaynaklarından başka kaynaklara baktığımızda da Hz. Mehdi ile ilgili benzer bilgilerin yer aldığını görmekteyiz.

Örneğin; Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışından önce sahte mehdilerin çıkacağı ve bunların itibar görmeyeceği, bu durumlar karşısında Mehdi’nin sessiz kalacağı; ahir zaman olarak isimlendirilen bu dönemde insanların ahlakında büyük bozulmalar yaşanacağı; bazı kimselerin hayırlı bazılarınınsa hayırsız olacağı ve bir kısmının helak olacağı; zuhurundan önce yeryüzünde ahlaki bozulmaların olacağı, inkarcı yöneticilerin, sapkın bilgelerin olacağı, insanların kazançlarının azalacağı, faizin yaygınlaşacağı, zinanın çoğalacağı, sapkınlığın görüleceği, kıtlıkların ve savaşların yaşanacağı; zuhurunun alametleri olarak Süfyani’nin zuhuru, bir ordunun yere girmesi, bir sesin duyulması ve Beni Abbas’tan bir kimsenin helak olması, Beyda’nın yere çökmesi; bu alametlerin birbiri ardınca zincirleme meydana gelmesi; Mehdi’nin uzun bir kaybolma döneminin olacağı ve insanların bir bölümünün imanlarını kaybedeceği; gökten gelen bir sesi dünyadaki tüm insanların duymasından sonra Mehdi’nin zuhur edeceği; Mehdi’nin çıktığı duyurulduğu zaman insanların onun hilafeti karşısında boyun eğecekleri; Hz. Mehdi’nin Hz. Süleyman ve Hz. Davud gibi hüküm vereceği; İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağı ve İslam’a hayat vereceği; Mehdi’nin zulüm ve haksızlıkla dolu olan dünyayı adalet ve eşitlikle dolduracağı; Hz. Mehdi’nin Peygamberimiz (sav)’in yolunu izleyeceği, onun din ahlakını yerleşik kıldığı gibi Mehdi’nin de insanların yanlış inanış ve uygulamalarını ortadan kaldıracağı ve dini özüne döndüreceği; Peygamberimiz (sav) döneminde yaşayan Müslümanların Mehdi zamanında yaşamaya imrendikleri, sayıları üçyüzden biraz fazla olan çok az kimsenin Mehdi’ye tabi olacağı; yardımcılarının sayısının 313 kişi olacağı; kutsal emanetlerle birlikte çıkacağı; kınayanın kınamasından korkmayan bir ahlaka sahip olduğu; ihtiyacını bildirmeyen bir yapıda olduğu ve insanların ona muhtaç oldukları; itidalli olduğu; ilim sahibi olduğu; Hz. Muhammed’in soyundan olduğu; heybetli ve vakarlı olduğu; güzel yüzlü ve güzel saçlı olduğu; ince burunlu ve yüzünün geniş olduğu bildirilmektedir.

Başka rivayetlerde Hz. Mehdi'nin "alnında bir iz" olduğu bildirilmektedir. Ayrıca rivayetlerde Mehdi’nin "sağ bacağında bir ben" olduğu da haber verilmektedir.

‘ Mehdi benim çocuklarımdandır. Onun yüzü, parlak yıldız gibidir.’ (Ukayli ‘En Necmu’s sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı AH b.

 

SONUÇ

Yazı boyunca Peygamberimiz (sav)’in hadisleri ışığında, ahir zamanda ortaya çıkacak olan Hz. Mehdi’nin tanınmasını sağlayacak belli başlı özellikleri inceledik. Peygamberimiz (sav) bu hadislerinde Hz. Mehdi’nin gerek fiziksel gerek ahlaki özellikleri hakkında pek çok tanıtıcı bilgi vermiştir. Hz. Mehdi’nin ahlakının, kendi ahlakına benzediğini bildirmiş, onun Allah korkusunu ve güzel ahlakını övmüştür. Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Mehdi’nin, insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşlarına vesile olacak çok kıymetli bir kimse olduğunu belirtmiş ve ortaya çıktığında, insanların “kar üzerinde sürünerek de olsa ona uymalarını” bildirmiştir:

İbni Ebi Şeybe ve Naim b. Hammad Fiten isimli eserde, İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi ki: ... O (Mehdi) arza sahib olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden O’na kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın. Zira O Mehdi’dir. (Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, sf. 14)

İçinde bulunduğumuz dönem 1400 senedir beklenen, Peygamberimiz (sav)’in müjdelediği bu tarihi olayın gerçekleşmesinin yaklaştığı dönemdir. Bu gerçeğin şuurunda olan ve Hz. Mehdi ortaya çıktığında onun yanında olma şerefine erişmek isteyen tüm Müslümanlar yazı boyunca anlatılan, Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde verdiği bilgileri dikkatlice okumalı, bu mübarek şahsı doğru bir şekilde tanıyabilmek için tüm sebeplere sarılmalıdırlar. Zira bu bilgilerin dikkatlice araştırılıp incelenmesi, bu kutlu şahsın tanınabilmesinde Allah’ın izniyle önemli bir yol gösterici olacaktır.

Hiç kuşkusuz ki İslam dininin aslına dönmesine ve Kuran ahlakının tüm yeryüzüne hakim olmasına vesile olacak, Müslümanlar arasında büyük bir birlik sağlayacak böylesine kutlu bir zata zemin hazırlamak ve ona yardımcı olmak Müslümanların önemli bir sorumluluğudur. Hz. Mehdi gibi mübarek bir şahsın yakınlarından olabilmek, ona destek olabilmek, tüm insanlara yönelik hayırlı faaliyetlerinde ona yardımcı olabilmek tüm inananlar için büyük bir nimet ve şereftir.

Bugün 5 ziyaretçi (63 klik) kişi burdaydı!
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Kişisel Blog